
Krizde yeni güvenli liman dengesi: Altın düşerken dolar güç kazanıyor
Orta Doğu’da artan jeopolitik gerilim küresel piyasalarda risk algısını yükseltti. Bölgedeki çatışmaların derinleşmesi yatırımcıları güvenli liman arayışına yöneltirken, bu süreçte altın yerine doların güç kazanması dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Jeopolitik risklerin yükseldiği dönemlerde genellikle güçlü performans sergileyen altının bu kez zayıf bir seyir izlemesi piyasalarda farklı bir fiyatlama davranışının oluştuğunu gösterdi.
Haftanın ilk işlem gününde altın fiyatları düşüş gösterdi. Altın vadeli kontratları yaklaşık yüzde 1,2 gerilerken ons altın fiyatı 5.098 dolar seviyesine indi. Değerli metal piyasasında görülen bu geri çekilme, yatırımcıların riskten korunma stratejilerinde değişim yaşandığına işaret etti.
Altın fiyatlarındaki düşüş madencilik şirketlerinin hisselerine de yansıdı. Altın üreticisi bazı büyük şirketlerin hisselerinde yüzde 3’ün üzerinde kayıplar görüldü. Böylece hem fiziki altın hem de altınla bağlantılı madencilik hisseleri aynı anda gerilemiş oldu. Analistler bu durumun yatırımcıların kısa vadede portföylerini farklı güvenli varlıklara yönlendirdiğini gösterdiğini ifade ediyor.
Veriler, İran merkezli çatışmaların başladığı dönemden bu yana altın fiyatlarının yaklaşık yüzde 2,7 oranında düştüğünü ortaya koyuyor. Buna karşılık aynı dönemde dolar endeksinin yükseldiği görülüyor. ABD dolarının diğer büyük para birimleri karşısındaki gücünü ölçen dolar endeksi yaklaşık yüzde 1,7 oranında artış gösterdi.
Bu gelişme yatırımcıların güvenli liman tercihlerinde doların öne çıktığını gösterdi. Küresel belirsizlik ortamında yüksek likiditeye sahip olan doların yatırımcılar açısından daha güvenli ve cazip bir varlık olarak görüldüğü belirtiliyor.
Enerji piyasasında yaşanan yükseliş de piyasa dinamiklerini etkileyen önemli faktörlerden biri oldu. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerine çıkması küresel piyasalarda enflasyon beklentilerinin yeniden yükselmesine yol açtı. Artan enerji maliyetlerinin hem üretim hem de taşımacılık giderlerini artırarak genel fiyat seviyeleri üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor.
Yüksek enerji maliyetlerinin merkez bankalarının para politikaları üzerinde etkili olabileceği belirtiliyor. Enflasyonun yüksek kalması durumunda merkez bankalarının faiz oranlarını uzun süre yüksek seviyelerde tutabileceği yönündeki beklentiler güçleniyor.
Faiz getirisi olan dolar ve tahvil gibi varlıklar bu nedenle yatırımcılar için daha cazip hale geliyor. Buna karşılık faiz getirisi bulunmayan altın, yüksek faiz ortamlarında yatırımcıların portföylerinde daha az tercih edilen bir varlık haline gelebiliyor. Bu nedenle mevcut piyasa koşullarında altın fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskının bir süre daha devam edebileceği ifade ediliyor.